
Muhterem Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir defasında ashabına şöyle buyurmuştu: “Ben, dünyada bir ağacın
altında kısa bir süre gölgelendikten sonra yola koyulup oradan ayrılan bir yolcu gibiyim.” 1 Bu hadis-i şerif
bizlere dünya hayatının ahiret hayatına nispetle çok kısa olduğunu haber vermektedir. Dünyanın geçici
nimetlerine tamah edip de ebedi olan ahiret yurdunu unutmamamız gerektiğini hatırlatmaktadır.
Aziz Müminler!
İman esaslarından biri de ahirete inanmaktır. Ahiret, kulluk yolculuğumuzun son durağıdır. Fani dünya
hayatından sonra başlayacak olan ebedi hayatın adıdır. Ahiret, bu dünyada yapıp ettiklerimizden hesaba
çekileceğimiz, ektiklerimizi biçeceğimiz hasat mevsimidir. Müslüman inanır ve bilir ki, bu dünyadan sonra
sonsuz bir hayat var. Ömrünü iman, ibadet ve güzel ahlakla geçirenler için huzur ve mutluluk yurdu olan cennet
var. Kendini imandan mahrum bırakanlar, hayatını isyan, günah ve kötülüklerle heba edenler içinse korku ve azap
diyarı olan cehennem var.
Kıymetli Müslümanlar!
Allah’a imandan sonra Müslümanın hayatına yön veren en önemli husus, ahiret bilincidir. Peygamber
Efendimiz (s.a.s) çok önemli bulduğu bazı konulara insanların dikkatini çekmek için “Kim Allah’a ve ahiret
gününe iman ederse” ifadesiyle başlamıştır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadis-i şerifi buna güzel bir
örnektir: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe iman
eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya da sussun.” 2

Değerli Müminler!
Ahiret bilincine sahip olan Müslüman, başıboş yaratılmadığının farkında olur. Allah’ın insana şah
damarından daha yakın olduğunu, söylenilen her sözü ve yapılan her işi kayıt altına aldığını bilir. Mahşer gününde
yapıp ettiklerinin hepsinden hesaba çekileceği şuuruyla yaşar.
Ahiret bilincini kuşanan Müslüman, Rabbine, kendisine ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirir.
Kendisini ve ailesini, yakıtı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden korur. Anne babasının duasını almanın
gayretinde olur. Onların rızasını kazanmayı Allah’ın rızasını kazanmak olarak görür. Akrabalık hukukuna riayet
eder. Komşusuna ikramda bulunur. Muhtaç ve kimsesizlerin dertlerine derman olur. Yetim ve öksüzleri gözetir.
Onları bağrına basar. Kendilerine kol kanat gerer. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadisini asla unutmaz:
“Müslümanların evleri arasında en hayırlısı, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu
evdir…” 3
Aziz Müslümanlar!
Ahiret bilinciyle yaşayan Müslüman itidallidir; ne dünya için ahiretini feda eder, ne de ahiret için dünyayı
terk eder. Bu ikisi arasında dengeli bir hayat sürer. Müslüman güvenilirdir; eliyle ve diliyle kimseyi incitmez.
Kimsenin canına kıymaz, malına zarar vermez, iffet ve haysiyetine dil uzatmaz. Müslüman dürüsttür; iş ve ticaret
hayatında doğruluktan ayrılmaz. Malını fahiş fiyatla satarak insanları mağdur etmez. Kul ve kamu hakkına riayet
eder, harama bulaşmaz.
Ahiret bilinciyle hareket eden Müslüman, zulme rıza göstermez. Zalime asla meyletmez. Dünyanın
neresinde olursa olsun mazluma ve mağdura el uzatır. Zalimin karşısında durur, asla onların ve destekçilerinin
tarafında yer almaz.
Hutbemi, Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyorum: “Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının.
Ne babanın evlâdı, ne de evlâdın babası için bir şey ödeyemeyeceği ahiret gününden çekinin. Bilin ki,
Allah’ın vaadi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, ‘nasıl olsa Allah affeder’ diyerek sizi
aldatmasın.” 4
1 Tirmizî, Zühd, 44.
2 Buhârî, Edeb, 3.
3 İbn Mâce, Edeb, 6.
4 Lokmân, 31/33.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü




