“Şüphesiz ki iman edenlere, Allah yolunda hicret edip, cihad edenlere gelince, işte onlar, Allah’ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Bakara/218) “Hakiki müslüman, o kimsedir ki; diğer müslümanlar onun dilinden ve elinin (şerrinden) emin olurlar. Hakiki muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçan, onları terk eden kimsedir.” (Buhari)
Hicret; Müslümanlar için bir milat ve dönüm noktasıdır
Hicret; bir hayat tarzıdır…
Hicret; dünya var olduğu müddetçe hak ile batıl, adalet ile zulüm, hayır ile şer, iyilik ile kötülük mücadelesinin devam edeceği şuuruyla yaşamaktır…
Hicret; her durumda zulmün ve zalimin karşısında hak ve hakikatin tarafında yer almaktır…
Hicret; Peygamber Efendimiz’in Mekke’den Medine’ye hicreti, sıradan bir vatan değişikliği değil, özelde İslâm tarihinin, genelde de dünya tarihinin en mühim hadiselerinden birisidir…
Hicret; Müslümanlar için bir milat ve dönüm noktasıdır.
Hicret; Müslümanların hem bireysel hem de toplumsal anlamda özgürlüklerine kavuşmalarının adıdır…
Hicret; Peygamberimiz’in, adalete ve ahlaka dayalı yeni bir toplum inşa etmesinin adıdır…
Hicret; Hz. İbrahim’in mirası olan Tevhid’in merkezi Hakk ve hakikat uğruna vatanlarını terk edenlerin, hicret ile başladıkları mücadele sonunda vatanlarını hiç kan akıtmadan yeniden fethedenlerin ve böylelikle Kâbe’nin, Müslümanların yönetimine geçmesinin adıdır…

Hicret; İslam’ın geleceği açısından bir dönüm noktası olması dolayısıyla gerçekleştirildiği tarih Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Hz. Ali’nin teklifiyle hicri takvimin başlangıcı kabul edilen dönemin adıdır…
Hicret; nefsin, heva ve arzuların tuzağına düşmeyerek Allah’ın haramlarından uzak durmak, tevhidle, hakikatle, nurla, aydınlıkla buluşturan bitimsiz, doyumsuz yolculuktur…
Hicret; bir inkılaptı içte gerçekleşen, dışa açılan ve ışık saçan, insanın nefsiyle hesaplaşma sürecini başlatan yolculuğun adıdır…
Hicret; her türlü puta, her türlü şirke, her türlü zulme, her türlü küfre meydan okuyan bir hareketin yolcuğudur…
Hicret; bir duyuştur. His ve idrak inkılabının, bir düşünüşüdür.
Hicret; bir kaçış, bir pes ediş değildir, Allah rızası için, anadan, babadan, evlattan, maldan, vatandan, yuvadan, hatta serden vazgeçişin ibretli ve meşakkatli bir göstergesidir…
Hicret; zulümden adalete, küfürden imana, cimrilikten cömertliğe, korkaklıktan cesarete, esaretten özgürlüğe, düşmanlıktan kardeşliğe ve zulüm yurdundan selam yurduna dönüştür…
Hicret; Namaz, İnfak, Sabır, Cihad, Oruç gibi insanı günahlardan uzaklaştırıp takvaya eriştiren bir ibadettir…
Hicret; Peygamberimiz’in de buyurduğu gibi “Hakiki hicret kötülükleri terk etmektir. Hakiki muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçan, onları terk eden kimsedir” emrine uyabilmektir…
Hicret; sadece bir takvim başlangıcı değil; bir çağın kapatılıp yeni bir çağın açılmasıdır. İnsanî ve İslâmî haklarını gasb eden tâğutlardan berî olmak, zulme karşı çıkma ve son verme eylemidir.





Comment here